Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

| kAdıKöY AciL |

Bloğumuzda rap ile ilgili herşeyi bulabilirsiniz.Rap haberleri,videolar,resimler,partiler.Herşeyi öğrenebilirsiniz..

24 tane "rap" etiketli yazı bulundu (sayfa 2)"rap" tagli diger ogeler resimler , videolar

Kaplan feat. Rutin - İşine Gelirse

Geçtiğimiz aylarda "Üç Başlı Ejderha" isimli albümlerini satışa sunan, İstanbul’un önemli gruplarından İhtilal’in sert vokaliyle tanınan üyesi Kaplan, Rutin ile birlikte kaydetmiş olduğu “İşine Gelirse” isimli parçayla karşınızda. Beati Rutin’e ait olan parçanın kayıtları S.u.s Records’da alınmış. Mix işlemleriyse Kaplan’a ait. Keyifli dinlemeler...


Mp3: Kaplan feat. Rutin - İşine Gelirse

Ceza & Killa Hakan & Gekko - Birikim

Ceza, Killa Hakan ve Gekko üçlüsünden dinleyicilere yılbaşı hediyesi olarak yeni bir parça geldi."Birikim" isimli bu parçalanın prodüksiyon işlemleri "Altınparmak Prodüksiyon"da Dj Ses aka Akşit Uğurlu tarafından yapılmış. Çok yakın zaman Ceza ile gerçekleştirdiğimiz ve gelecek projeler hakkında detaylı bilgiler verdiği video röportajı sunacağımızın haberini veriyoruz. Keyifli dinlemeler...


Mp3: Ceza & Killa Hakan & Gekko - Birikim

Online: www.ceza34.com
Online: www.killafan.com
Online: www.myspace.com/altinparmak

Soğukdenge - Başta Duranlar

 İstanbul Underground’dan Soğukdenge, beşinci solo albümü “Brütalite” öncesinde hiphoplife üyelerine “Başta Duranlar (Part 2)” adlı parçasını sunuyor. “Başta Duranlar (Part 1)”i Sansar’la seslendiren Soğukdenge, bu parçada solo olarak performans gösteriyor. Beati Equinox’a ait olan parçada yer alan scratchler Beka tarafından atılmış. Keyifli dinlemeler...



Mp3: Soğukdenge - Başta Duranlar Part.2

Myspace: www.myspace.com/sogukdenge89

"Diyar Pala - Yeni Bir Flow" Çıktı!

Yaşadıklarını, özlemlerini, aşkını şarkılara dökerek bizlere anlatmayı başaran genç müzisyen Diyar Pala “Yeni Bir Flow”la karşınızda. Farklı tarzı ve yepyeni sesiyle müzik dünyasına merhaba diyen Diyar Pala, henüz tamamladığı albümü ile İngiltere ve Türkiye’de kendilerini yeni hayatın yeni akışına bırakmak isteyenlerin sesi oluyor. Hayat felsefesini “Müzik benim için yaşama bir haykırış” olarak özetleyen genç müzisyen, kendini şarkılarla anlatmaya çalıştığını, hayattan beklentilerini yazdığı mısralarla özetlediğini belirtiyor ve bu nedenle albüm çıkardığını söylüyor.

26 yaşındaki Diyar’ın müziğe ilgisi çok genç yaşta başlamasına rağmen, ailesinin onu başka hedeflere doğru yönlendirmesiyle isteklerini tam anlamıyla gerçekleştirememiş. Diyar, ailesinin daha çok para kazanmak ve daha iyi şartlarda yaşama isteğiyle onu Türkiye’den, sevdiklerinden uzak bir yaşamı tercih etmek zorunda bıraktığını söylüyor. Ailesinin “daha fazla kazanmak” ve “daha iyi şartlarda yaşamak” tarzındaki felsefesini hiçbir zaman benimsemeyen Diyar, ne pahasına olursa olsun kendi yoluna gitmeye karar vermiş ve kendini sanat hayatına adamış. İlk başlarda televizyon dünyasına girerek sanat dünyasına atılan Diyar, 20 yaşından beri bu işin içinde. 5 yıldır sevilen dizilerden biri olan “The Bill”de rol alıyor ve İngiltere’de yayınlanan çok sayıda dizi ve reklam filmi dışında, önemli Hollywood filmlerinde de ufak rollerde yer almış.

Sonraları Diyar, arkadaş gruplarında söylediği şarkılarla sesinin fark edilmesiyle birlikte bu yönde çalışmalarını daha ciddiye almaya başlamış. Gittikçe daha iyi olduğu fark edince albüm yapmaya karar vermiş ve albüm için İzmir’e gelmiş. Büyük bölümü İzmir, Beat Pazar’ı stüdyosunda tamamlanan albümün mixaj ve aranjeleri Emrah Albayrak a.k.a Monoman (Beat Pazarı), Osman Bilgiç & Can Volkan (Moralpartre) ve Beat Machine (Track 13) tarafından yapılmış. Digital Mastering’i Almanya’dan Tom Meyer tarafından yapılan albümün altyapıları Monoman ve Beat Machine (Track 13) imzası taşıyor. Albüme eşlik eden isimler ise: Emir, Rapangels, Cash Flow, Domino, Patron, Shaman ve Zahriyan.

Türkiye’nin henüz alışma sürecinde olduğu Arabesk ve R&B melodileri ile süslü parçalardan oluşan albüm, Diyar’ın deyimiyle, Diyar gibi binlerce gencin yaşadıklarının birer aynası. Yakın zamanda klip çalışmaları ve konserlerle albüm tanıtımlarına başlayacağını belirten Diyar, albüm hakkında farklı planları olduğunu belirtiyor.

İngiltere’de müzik marketlerde yerini alan bu albümü iTunes, Wippet (http://www.wippit.com/AlbumDet.aspx?StrId=66253&StrCatType=S), Easy Music (http://www.easymusic.com/GenreArtist_ESP.aspx?StrCatId=1024&StrCatType=S) ve 7 Digital (://www.7digital.com/stores/productDetail.aspx?shop=122&pid=188478) gibi siteler aracılığıyla internet üzerinden satın alabilirsiniz. Şimdi sizleri albümün tanıtım parçası “Israrcash” ve albüm snippet’ıyla baş başa bırakıyoruz. Keyifli dinlemeler...

"Diyar Pala - Yeni Bir Flow" Tracklist:

01. Yeni Bir Flow
02. Zaman Gelip Geçiyor
03. Biraz Acı Tat
04. Azdıracaksın
05. Hani Hani Neredeler feat. Emir
06. Anla
07. Para Bul feat. Rapangels
08. Bak Şimdi Ne Haldeyim feat. Cash Flow & Domino
09. Dur Hop Frenle feat. Patron
10. Ben Bir Sanatçıyım
11. Neredesin
12. Israrcash feat. Cash Flow
13. Kaderim feat. Shaman & Zahriyan

Mp3: Diyar Pala - Yeni Bir Flow (Snippet)
Mp3: Diyar Pala feat. Cashflow - Israr Cash


Online Satın  Al: 7 Digital
Myspace: www.myspace.com/diyarlondon

YDR - Acayip Tipler (Full Album)

2005 senesinde çıkardıkları “Ucuz Rap” ve 2006 yazında dinleyicilerine sundukları “Rap Rulet” albümlerinden sonra Y.D.R, üçüncü Underground albümleri olan “Acayip Tipler”i Silivri’deki Di-key Records çatısı altında sonlandırdı. Genel olarak Doberma’nın beatlerinin hakim olduğu albümde Sancak (7), Kahin (14) ve Kardio’nun (12) da birer beatleri mevcut. “Acayip Tipler”in mix işlemleri Newada tarafından yapılmış ve albümün kayıtları Di-Key Records’un yanı sıra Lüleburgaz, B&T Records ve Antalya, Plaka Records’da alınmış. Albümün kapak tasarımı Testere’ye ait. Albümde Newada ve Doberman’a eşlik eden isimler ise: Roy, Lugal, Feno, Barış, Şanışer, Sat5 ve NCA. Keyifli dinlemeler....

“Y.D.R - Acayip Tipler” Tracklist:

01. İlk Ders (Intro)
02. Rap İti
03. Acayip Tipler
04. Keş
05. Serinkan
06. Gizli Bölmeler feat. Barış, Şanışer, Sat5
07. Aşık Gangster
08. Evet Ben Bir Gangsterim feat. NCA
09. Medar-ı İftar feat. Roy, Lugal, Feno
10. Or**pu Dünya
11. Vur ya da Sustur
12. Babası Fabrikatör
13. Yasa Dışı Rap
14. Yutuk Dilim feat. Roy
15. Son Ders (Outro)

Full Album: YDR - Acayip Tipler

Myspace: www.myspace.com/ydrap



Genç E-Fest 2 İçin Oylamalar Devam Ediyor!

Statement Production’ın geliştirmiş olduğu projeyle Türkiye’de bir ilk olacak olan Genç E-Fest 2’nin hazırlıkları organizasyon yetkilileri tarafından Aralık ayı itibarı ile hızlandırıldı. Festival projesinin web sitesinde yapılan anketlere gelen yoğun ilgi zaman zaman sitenin kilitlenmesine yol açıyor. Yetkililerden aldığımız bilgilere göre yapılan oylamalarda şu anki sonuçlar birbirlerine oldukça yakın. Oy kullanan ziyaretçilere ilgilerinden dolayı teşekkür eden Statement Production verecekleri oyların çok kıymetli olduğunu da hatırlatmak istiyor. Oylamanın uzun bir süre daha devam edeceği Genç E-Fest 2 için sürpriz gelişmeler olduğunu ve bu gelişmeleri yakın zamanda web sitesinden sizlere ulaştıracaklarını söylüyorlar. Festival için reklam vermek, sponsorluk teklifi yapmak isteyen firmalar içinde görüşmelerin başladığını belirten yetkililer her türlü teklife hazır olduklarını, her türlü teklifi değerlendirmek için ellerinden geleni yapmaya çalışacaklarını ilettiler.

Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:

Mail : statementproduction@hotmail.com
Online: www.gence-fest.com
Gsm : 0542 568 92 54 – 0537 262 83 63

 

Adam Olanın Yanında Adam Çok Olur

İlk albümü “Kırık Kanatlar EP”yle iyi bir çıkış yakalayan, sonrasında “İkilem Sergisi” ve “Proleterya” albümleriyle çıkış trendini koruyan Başar, dördüncü solo albümü “İdealist”le son günlerin çok konuşulan isimleri arasında. Son albümündeki, artık iyiden iyiye gelişen soundu ve farklı isimleri bir araya getirmeyi başarması sayesinde büyük beğeni kazandırdı. Yakın zaman içinde “Soundpark” isimli bir oluşuma dahil olan ve bu oluşum altında çeşitli projelere imza atacak olan Başar’la yeni albümü, gelecek projeleri ve geçmişi üzerine keyifli bir röportaj hazırladık. Şimdi sizleri bu röportajla baş başa bırakıyoruz.
Kısa süre önce İdealist adlı albümünü yayınladın. Gelen tepkiler beklediğin yönde mi ?
Selamlar, albüme bu kadar yoğun ilgi bekliyordum evet, fakat olumludan ziyade olumsuz, karalamaya yönelik daha fazla tepki bekliyordum. Bu olmadı ve dinleyen herkes çok beğendiğini, böyle bir albüm yapılmadığını dile getirdi. Devrim niteliğinde bir albümdür İdealist. Her kesimden insana kendini dinletti. Hala da dinletiyor ve bu tarifsiz bir mutluluk.

Albümün fikir aşamasından yayınlanma tarihine kadar ki oluşum sürecini anlatabilir misin ? 
Öncelikle kafamda bir konsept albüm belirledim. Bu konsept de kimi parçalar klasik Başar şarkısı, kimi parçalar da düet olarak eşlik eden isimlerin tarz dışı parçalarda bulunması. Beni ifade eden bir isim olmalıydı İdealist, İdeal - İstanbul, "İdeal-list". Her şey bu ismin barındırdığı anlamlardan yaratıldı. 2007'nin son ayında yayınlama sebebim kalabalık ve yoğun bi proje olması fakat bu durumu lehime çevirdim. 2007 ve 2008 yılında kendinden bahsettirecek bir albüm halini aldı. Proleterya albümü 21 track, İdealist 22 track. Sayısını da yaşıma endeksleyip belirledim. Albüm zaten bu sayıda olur 8-9 parça albüm olmaz EP olur. Kısaca kafamda belirledim, tekliflerimi sundum, beatiyle kaydıyla her şeyiyle tamamladım. Çok yordu ama buna değdi. Vokal ve beatleriyle destek veren abi ve kardeşlerime teşekkür ederim.
Birbirinden bağımsız stillere sahip ve birbirleriyle sorunları olan isimleri albümünde toplamayı başarmışsın. Günümüzde pek rastlayabileceğimiz bir düet listesi değil, konukların albüme dahil olma sürecini anlatır mısın ? İdealist albümündeki kimse kompleks sahibi değildir. Bunu albüme eşlik etmeleri ile de kanıtladılar. Bana destek veren isimlerden hiç biri "x var o albümde ben bulunmam" demedi. Zaten çoğu kardeşim, abim dediğim isimler. İdealist için, benim için, rap için eşlik ettiler ve battle tracklerde düet yapan isimler kayda girdiğinde sorunlarını kenara bıraktı battle parça yaptı hemde hiç bir hasmını katmadan. Underground albüm olarak İdealist gibi bir albüm yapılmadı. Yapılmayanı yapmak. İdealist albümü rap için yapılmıştr. Ego tatmini, güç göstergesi değildir ama şunu da belirteyim adam olanın yanında adam çok olur.

Peki pek çok sayıda farklı isimle düet yapmandaki amaç daha fazla kitleye ulaşmak mı yoksa tamamen duygu paylaşımı çerçevesinde müzik yapmak mı ?

Bir sanatçı eğer emeklerini insanlarla paylaşıyorsa amacı insanlara kendini dinletmektir. Bundan daha doğal bir amaç olamaz. Bir sonraki, bir sonraki çalışmasında daha iyiyi yapıp daha fazla kitleye ulaşmaktır. Zaten benim sürekli birşeyler paylaştığım isimler bunlar, duygu paylaşımı bunlardan sadece biri. Dediğim gibi İdealist konsept bir albümdür, tasarlanmış bir albümdür. Fazla kitleye ulaşmak, duygu paylaşımı bu albümdeki unsurlardan sadece ikisidir. Şimdiye kadar kendimi dinletmeyi başardım bu albümde de bu konsept de dinletiyorum, fark yok.

Günümüzde underground albüm satışları çoğaldı. Senin bu konu hakkındaki düşüncelerin nedir ?

Sevindirici olan çoğalması, üzücü yanı ise albüme rağbet. Eskiye göre daha iyi tabi albümlerin satışı bayağı bir artt. Dinleyici daha bilinçli, bu da gelişmekte olan müzik türü olduğunu gösterir Türkçe Rap müziğin. Fakat albümü sattıktan sonra, yok şuraya ulaşmadı buraya ulaşmadı gibi uydurma bir bahaneyle internete vermek bir sanatçı için kendiyle çeliştiğinin ve kendine olan güveninin kaybettiğinin göstergesidir. Ulaştıramıyorsan bu işe girişmeyeceksin. Albüm sattıktan sonra nete vermeyen arkadaşları takdir ediyorum.
İdealist'te özellikle düet listesi olarak dikkat çeken bir albüm. Albümü satmayı hiç düşündün mü ? 
Düşünmedim. Albümü satmam konusunda çoğu arkadaşım ısrar ediyodu fakat satmak istemedim. Bunun nedenleri ise bu kadar başarılı ismi toplayıp albümü sattı dedirtmemek için. Düet yaptığım isimler rap için, benim için yanımdaydı. Bende rapin ve dinleyicinin yanındayım. Forumlarda yetişen bir MC'yim ben, burda halk sanatçısı, halk kahramanı kimliğine soyunmak değil bu. Ordan geldim oraya armağan ederim. He bende bir gün albüm satarım tabiki ama feat ve beat olarak bu kadar emeğin olduğu albümü satıpta karşılığını sadece ben alamazdım. Bu benim kişisel nedenim tabi stratjik nedenleride var. Daha fazla kişiye ulaşması, daha kolay edinebilirliği vb.. gibi nedenler. Albümlerin satılması taraftarıyım bir gün bu açıdan kitleyi yeterli gördüğümde bende albüm satmaya girişebilirim, her yere de ulaştırırım : )

Beat'lerin büyük bir bölümünde senin imzan var. Kullandığın sample'ların hemen hemen hepsi Türk müzik camiasından. Albümdeki altyapıların perde ardı ve tercih ettiğin melodiler hakkında bilgi verebilir misin ? 
 
 
Benim MC kimliğim, beatmakerlığımın bayağı bir önünde. Kendi işini kendin yap felsefesiyle yapıyorum. Beat yapmayı seviyorum, sonuçta benim albümüm ve benim emeğimin çok daha fazla olması gerekir. Bir çok underground albümde de beatlerim mevcut. Sample olarak Türk müziğini seçmemin nedeni Türkçe rap yapıyoruz ve melodik vokalim benim şarkılarımda bayağı bir ön planda. Vokalimi destekleyen samplelar Türk müziğinde çoğunlukta. Birazda bu yüzden kendi beatimi kendim yapıyorum. En iyi beati ben yaparım diye bir iddiam yok ama en iyi sample'ı ben seçip ondan beat yaparım diyebilirim. "Sen Martıya Ben Rüzgara" beatinde soft bir piyano var ama o sample'dan benim vokalime uygun, benim tarzıma yönelik en iyi beat'i ben yapıp ben okurum. Bu tamamen bir sistem. Genellikle sampleları dinlemekten keyif aldığım şarkılardan seçiyorum. Ruhuma hitap edecek melodiler olmalı, Başar tamamen melodilerle yaşar. Tabi bu bayağı bir yoruyor beni ama karşılığını alınca bu beni daha çok gaza getiriyor ama gelemem gazla bir yere : )
"Deniz vs Deniz" şarkısında Denizler'den, Mahirler'den bahsediyorsun, desteklediğin bir görüşü yansıtmışsın. Bu şarkıyı kaydetmeni tetikleyen unsurlar neler oldu, esasta neyi anlatmak istedin ?
Her insanın benimsediği bir siyasi görüş ve onun yanında idol çerçevesi içinde şahıs ve şahıslar bulunur. Bu şarkıda bir karşılaştırma var ve bazı yerlerde günümüzün hükümet politikasına da eleştiri yer alıyor. Deniz vs Deniz, Deniz Gezmiş benim idolümdür. Deniz Baykal'da : ) Bu şarkıyı yapmamdaki neden şarkıda geçiyor aslında. Halkçı kimliği altında yıllardır kapitalist bir yaşam süren şahsın ülkeme verdiği zarar, vakit kaybı. O da Deniz, bu da Deniz. Şarkıda bunu yansıtmak istedim. Deniz Gezmiş e özlem ve yapılan cinayet. Bu konuya yakışacak sample çok önemliydi o da ihtilal niteliğinde geldi : ) Acilen bir ihtilalin eşiği sağcısı, solcusu !


Şarkıda ülkemiz için önemli gelişmelerin olduğu bazı siyasi dönemlerden ve olaylardan bahsediyorsun. Günümüzde bu tarz şarkıları kaydedenler bazen kendilerini tam olarak ifade edemediklerinden dolayı yanlış anlaşılabiliyorlar ve ya beklemedikleri tepkilerle karşılaşabiliyorlar. Sen kafandaki düşünceleri dinleyiciye tam olarak aktarabildiğini düşünüyor musun ?

Evet, ben şarkılarda olsun, konuşmalarda olsun kendimi ifade edebilen bir insanım. Hiç bir olumsuz tepki almadım. Şarkılarımdan olsun birebir beni tanıyanlar olsun vatan ve milletimiz için olan fikirlerimi biliyorlar. Örneğin Deniz vs Deniz şarkısı devrimci kimliğimi yansıtıyor. Aynı şekilde bu savaşımın vatan ve Türk milleti için olduğunuda algılanabilcek seviyede anlatıyorum. Mecaza, süslemeye kaçmadan yalın bir anlatımla. Benim sağ görüşlü arkadaşlarımın sayısı çok daha fazla ve büyük çapta. Her biri destekliyor beni. Tabi devrimin bir bölücü yanı bir de yapıcı yanı vardır. Biz yapıcı olanına aşığız. Bölücü olana düşmanız.  Madımak üzerinde birden çok şarkıda durmuşsun. Yaşanan bu olaya herkesten daha hassas yaklaşıyorsun sanırım ?
Bir ülkenin gelişim sürecinde en büyük değeri aydınlarıdır. Madımak olayında bir çok aydınımız öldü. Dünyaya bizi tanıtan büyük bağlama üstadı Hasret Gültekin genç yaşında sadece bağlama çalıyor diye öldürüldü. Üniversitelere türbanla girme özgürlüğünü istiyoruz deyip de, Aleviler özgürce gece düzenliyemez demek hangi mantıkta, hangi kitapta var ? Özgürlük ve eşitlik. Evet, türbanla üniversitelere girebilmeliler bencede. Fakat kendi özgürlüğünü düşünüp başkasına haince saldırmak kul hakkıdır. Hiç olmasını istemediğimiz bir olay bu fakat oldu. Bunun sağcısı - solcusu yok artık, cinayet ve insan var. Failleri hala rahatsa oturup düşünmek lazım.

Kaydına 6 kişi girdiğiniz Ekip Hazır'da rap'i layığıyla yapamadığını düşündüklerinize, forum gençliğine vb. genel bir iğnemeleme var. Sen bu sıkıntıya parmak basan birisi olarak gerek internet sitelerinin forumlarındaki laf kalabalığı gerekse dinleyici kitlesinin giderek azalarak her birinin kayda girme hevesi hakkında neler söylemek istersin ?

Kayda girme hevesi hepimizde vardı. Şu an dinlediğiniz bütün MC'ler bu  hevesle başlamıştır. Kimisinin hevesi geçicidir bırakmıştır. Kimisininki tamamen rap'e aşktır devam etmektedir. Evet deneyebilirler ama önce kendilerini bilmeliler. Ben şu noktadayım, şunu yapabiliyorum dedikleri an bu işi denemeliler. Zaten dinleyici iyiyi kötüyü ayırt ediyor. Ben 3 sene bekledim albüm çıkartmak için ve her seferinde daha olmadı, daha zamanı var deyip kendimi geliştirdim. L.O.T.R adı altında verilen haberlerde kendi şarkılarımı vermedim. Kendimi dinleye dinleye geliştirdim ve tamam dediğim an albümümü yaptım ve 3 sene sonrada karşılığını fazsıyla aldım. Biraz böyle yaklaşmaları gerektiğini düşünüyorum. Bir hevesle bir ton para veriyolar, home stüdyo kuruyolar ama gözlerini kararttıkları için rap'lerine bakmıyorlar. Sonra yayınladıkları zaman parçalarını olumsuz eleştiriyi kaldıramayıp hemen foruma cevap vermeye koşuyorlar. Biraz bunlardan bahsettik o şarkıda.

Albümde her tadı bulmamız mümkün gibi. Sen Martıya Ben Rüzgara derken insanı rahatlatıyor, Son Gecem'de özlemlerimizi açığa çıkarırken Killa Muhtıra'da savaşı lanetleyerek Amerika'yı eleştiriyorsun.

Bu tamamen konsept bir albüm olduğu için bu tadı veriyor. Belki de burada farklı MC'leri bir arada buluşturduğum gibi farklı ruh hallerini, duyguları sosyalleştiriyorum.

"Son Gecem" ve "Son Gecem II" şarkılarını Sedy Jay solo olarak seslendiriyordu. "Son Gecem III" şarkısını ise sen seslendiriyorsun. Bu şarkının hikayesini anlatır mısın, Sedy Jay için kaydettin sanırım ?

Sedy Jay E., 50 Cent'in dediği gibi "Eminem, beni ot satarken keşfetti" . Tabi bu kadar dramatize değil ama benim rap müziğe yönelmemdeki en önemli unsurlardan biridir. Bu işi yapmalısın, bunun için varsın diyen isimdir. Son Gecem I ve II, Sedy'nin en popüler şarkıları. Son Gecem III'de de ben ona bir süpriz yaptım. Herşeyi bırakıp gittikten sonra bir yerlerden dinler sanırım diye geçmişi de yaad ederek yaptığım bir parça ve onun okuduğu nakaratı ben seslendirdim. Takip ediyormuş onu da farkettim : )
 


Dünden bugüne baktığımızda özellikle İdealist'i göz önüne alırsak katettiğin yol hakkında neler söylemek istersin, gözüne çarpan değişimlerin neler oluyor ?

En başından bu zamana kadar sabırlı bir Başar görüyorum. Her şeyi zamanla yapan, ne yapılması gerektiğini zamanında bilen biriyim. Bunun planını yaparak müzik hayatımı yönlendiriyorum. Sıfırdan başladım, ilk abümümü kimseden feat almadan yaptım. Görmek istedim bu kadar çalışmanın ürününü sadece Başar adı altındaki dönüşünü. O yüzden tüm beat'ler de bana ait. Bu bir inşaat, bir sonraki tuğla düzensiz bir şekilde koyulsa bile temeli sağlam olduğu için binayı ayakta tutacaktır. O yüzden önce kendimi tanıttım, geliştirdim, budur dedim. Bunun üzerine featler, beatler, değişik tarzlar, farklı sample örnekleri eklendi. Revüzyon  halindeyim sürekli. Eğer böyle olmasaydı bu kadar isimle çalışamazdım da. Çünkü önce kendim bir şeyler yaptım, daha sonra isimlerle bir şeyler yaptım. Bu sayede de "isimleri kullanarak biyere geldi" dedirtmedim. Somut olan değişmelerse beat'lerim daha profesyonel hale geldi, kayıtlarım, okuyuş tarzım parçaya hakimliğim vs...

LT ile ortak albüm projeniz vardı. Bu projeniz hakkında bilgi verebilir misin ?

Bu geç kalan bir proje aslında. Yaşam denen koşuşturmaca geciktirdi bizi. Bu albüm bitme noktasında diyebiliriz. Kayıtları hemen hemen tamamlandı. Farklı tarzda parçalar barınıyor. Değişik nakarat ve okuma tarzları deniyoruz. Albümün çıkması yakındır, fazla geciktirmeyi düşünmüyoruz artık. Production olarak beatler Ehlirap'ten, mix ve mastering işlemleri bana ve LT'ye ait.

LT ile bugüne kadar yaptığınız şarkılara bakarak ortak albümün melankolik ağırlıklı olacağını söyleyebilir miyiz ?

Evet melankolik, soft parçalar ön planda olacak. Zaten tarzımız LT ile birbirine çok yakın. Ama süprizlerde olabilir. Unutmadan bu albüm bir de klibe sahip olacak Allah izin verirse.

Ortak albüm dışında ileride hayata geçirmeyi tasarladığın yeni projeler var mı ?

Evet var. Bir çok arkadaşın beklediği nokta burası. Şimdi sürekli gelen feat tekliflerini bir yarışma ile değerlendirmeye karar verdim çünkü yetişemiyorum bu yoğun ilgiye. Yarışma şöyle; 5 tracklik bir albüm yapacağım ve bu 5 track'te 5 tane feat olacak. Beat'ler bana ait. Feat yaptığım arkadaşlara parçanın nakaratı da ait. Bu arkadaşları ben seçeceğim, tabi ki gönderdikleri demoları değerlendirerek. 20 Şubat 2008 akşamına kadar demolarını ahajidaren@hotmail.com adresine linkleyip atacaklar. Ben değerlendirip seçtiğim arkadaşlarla mail ile irtibata geçeceğim. Benimle feat yapmak ve ya kendini tanıtmak, dinletmek isteyen arkadaşlara iyi bir fırsat ve destek olur. Bunun dışında 2008'in ortalarında bir single albüm projem var ve yılın sonlarına doğru 23 track'lik bir albümle seneyi noktalayacağım. Bunların dışında bir projem yok şu an ama hayat neyi getirir bilinmez.

Şu anda Sakarya'da üniversitede Turizm Otel üzerine okuyorsun. Geleceğin için bu yönde mi yoksa müzik piyasasında mı ilerlemeyi düşünüyorsun ?

İkisini de bir götürmeyi düşünüyorum. Çok zor olabilir bu ama kolay olsa rağbet etmem zaten. Her şey hayırlısıyla olsun diyelim, koşturmaca ve üretmeye devam.

Seni konserlerde pek sık göremiyoruz. Önümüzdeki günlerde ki sahne programından bahseder misin ?

Hayatımın yoğunluğundan diyelim, sahne teklif eden arkadaşları kırmak zorunda kalıyordum. Bu konuda biraz fırsat bulduğum için artık değerlendiriyorum. Başar'ı sahnede de izliyebileceksiniz. Önümdeki sahneler olarak 10 Şubat'ta Studio Live'da ki Rhytm and Poetry (RAP) Jam'de sahne alacağım. Şubat sonu ya da Mart ayında da İzmir'de bi sahnem söz konusu fakat daha kesinleşmiş birşey yok.

Eklemek istediğin bir şey var mı ?

Hiphoplife ekibine teşekkür ederim röportaj için. Gelecek projelerde görüşmek üzere millet !

Multimedya: Başar

Online: www.proleterya.com

Evin ve Rap'in Delisi

Ritmic American Poetry, yani rap'in geçmişi 1970'lerdeki Amerika varoşlarına dayanıyor. İsmi anıldığında, hızlı söylenen uyaklı dizeler, çuval gibi pantolonlar, ilginç şapkalar ve kolyeler, kapüşonlu sweat-shirt'leri akla getiren rap'in bizim topraklarda yeşermesi 90'ların ortasına uzanıyor. Gurbetçi grup Cartel'in yine yine grupla aynı ismi taşıyan albümünün ne kadar ilgi gördüğünü müziği takip edenler hatırlayacaktır. Cartel'den sonra Türkiye'de rap müzikteki en önemli atılım toplama "Yeraltı Operasyonu" albümü ile anılır. Rap müzikle uğraşanlar bu albüm sayesinde isimlerini daha rahat duyurabilme olanağı bulurken dinleyici de pek alışık olmadığı bu türün yerli versiyonuyla tanışmıştı. Şu anda ise rap Türkiye'de de gayet popüler. Bunda kuşkusuz Ceza'nın payı çok büyük. Gerçek adı Bilgin Özçalkan olan Ceza, Türkiye'de rap denince insanların ağzından çıkan ilk isimlerden biri. Sanatçının şu ana kadar yer aldığı toplama albümler, katıldığı projeleri saymaya kalksak yerimiz yetmeyeceği için 3 solo albümü olduğunu söylemekle yetiniyoruz. Ama en son MTV Türkiye'nin yaptığı oylama sonucu "En İyi Türk Sanatçı" seçildiğini hatırlatalım. Kendisiyle yaptığımız söyleşinin sebebi Ceza'nın kariyerinin 10. yılı olması ve internet üzerinden yayınladığı "Evin Delisi" albümü.
Elektrik tesisatçılığıyla uğraştığınız zamanların, şu anda yaptığınız müziğe ne gibi bir etkisi oldu?
Sosyal hayattan, yaşamdan bahseden bir müzikyapıyorum. Bir şeyler yaşamazsanız aynı şeyi insanlarla paylaşmak da zor oluyor. 7 sene, haftanın 6 günü elektrik tesisatçılığı yaptım. Dışarıdaki hayatın nasıl olduğu, bazı düzenlerin nasıl işlediğini öğrendim. Babam devlet memuruydu. 12 yıl gecekonduda yaşadık. Sürekli böyle şeyler görmek ve yaptığım müziğin sokağa yakın olması insanlarla çok şey paylaşmamı sağladı.

Bu kadar popüler olmak istiyor muydunuz?
Amacım popüler olmak değil kesinlikle. Yaptığım müziği daha çok insana ulaştırmak istiyorum. Sadece Türkiye'yle sınırlı değil. Yurtdışından da insanlara ulaşmak istiyorum. Durum böyle olunca daha fazla insan tarafından tanınıyorsunuz ve popülerleşmeniz kaçınılmaz oluyor. Ama tanınmakla popüler olmak bence farklı şeyler. Nasıl popülerleştiğiniz önemli. Çıkıp bir şarkıyla ya da magazinsel olaylarla gündemde kalıyorlar. Ben ise sadece müziğimle tanınmak istiyorum.
Rap, Cartel'le Türkiye'de dinlenir oldu. Sonra "Yeraltı Operasyonu" önemli bir rol oynadı. Size göre Türkiye'de rap müziği mihenk taşı nedir?  Çok farklı dönemler oldu aslında. Dediğin gibi "Yeraltı Operasyonu" önemli bir rol oynadı. Nefret biraz daha farklı bir hava getirdi. Sanki insanların uzun zamandır beklediği bir şey gibiydi. Sonra benim ilk solo albümüm "Meclis-i Ala" ile insanalrın rape bakışı biraz daha değişti. Konserlerimizde farklı tiplerde izleyici görmeye başladık. Ama yapılan her albümün iyi-kötü bir katkısı olmuştur bu müziğe.

KENDİMİ KOYACAK BİR YER BULAMIYORUM
Bu yıl müzik kariyerinizin 10. yılı. Kendinizi nerede görüyorsunuz?

Açıkçası bir yer belirleyemiyorum kendime. Yetersiz tarafları olsa da çok güzel işler yaptığıma inanıyorum. Geride bıraktığımız bir sürü şey var. Ama önemli olan insanların beni nerede gördükleri. Kendimi koyacak bir yer bulamıyorum açıkçası.
Yetersiz gördüğünüz taraflarla neyi kastediyorsunuz?
Örneğin Avrupa'ya giiyorum; oradakilerin fırsatlarını görüyorum. Gerçekten ölçülemeyecek farklar var aramızda. Aynı imkanlara sahip olsaydık her şey daha farklı olurdu. Yani çok acı çektik gibi anlatmak istemiyorum ama gerçekten büyük engellerle karşılaştık. İnsanların önyargıları vardı bu müziğe karşı. Sonuçta Erkin Koray, Cem Karaca gibi isimler de Türkiye'de rock müziği yaymaya çalışırken büyük zorluklarla karşılaştı. Ama kendi bildikleri yoldan hiç şaşmadılar.

Peki, rap dinleyicisini nasıl buluyorsunuz?
 
 
Giderek artan bir hayran kitlesi var. Üniversitelerde söyleşilere katılıyoruz, sohbet ediyoruz. Yüzde 90 pozitif tepkiler geliyor. Geriye kalanlar da yanlış tanıdıklarını öğrendiler. Konserlere her yaştan dinleyici geliyor. Orada bir şeyler paylaşmak için bulunduklarını biliyorlar.
Rock'çılarla düzeldi mi aranız?
Benim hiç bozulmadı ki onlarla aram. Eskiden beri Türkiye'nin en sağlam gruplarıyla arkadaşım. Rock'n Coke'ta bir grup vardı bana orta parmak yapan.Sonuçta alternatif müzik yapmayı seçtiysek Türkiye'de bunun nedenleri, arayışları aynıdır.


Niye sataşıyorlar size?

Bilmiyorum o onların ahlaklarıyla ilgili. O kadar herhalde ahlakları. Duygusal bir insanım. Kolay sinirlenip kolay üzülüyorum.   Sinirlisiniz biraz ama...
Evet, sinirliyim abi. Üsküdar gibi bir yerde doğup büyüdük. Bu müzik dizginledi bizi. Sert sözler yazmak da bunun sebebi. İnsanlar kızıp yumruk atmasın diye bunları yapıyoruz.

MOR ve ÖTESİ EUROVISION İÇİN İYİ SEÇİM

Albümü neden internetten yayınlama yoluna gittiniz?


Aslında ilk başta bu albümü kimsesiz çocuklar yararına yayınlayacaktık; gelir oraya bağışlanacaktı. Sonra 5 şarkı satmaz, biz bunu şu fiyattan satalım demeye başladı şirketler. Ben de hiç o işlere girmedim. Dinleyicilerime naçizane bir 10. yıl hediyesi olmasını istedim. Ara ara devam edebilirim bunlara.

Kardeşiniz Ayben'i nasıl buluyorsunuz?

Süper! O da yeni albümüne hazırlanıyor. Yakında çıkacak. Çok değişik enstrümanlar kullanıldı parçalarda. Birçok isim de var. Sürpriz olacak.
 

Eurovision'a Mor ve Ötesi katılıyor. Ne düşünüyorsunuz?

Başarılar diliyorum. Bizi de en iyi şekilde temsil edeceklerini düşünüyorum.

Şaşırmadınız mı hiç duyduğunuzda?

Açıkçası şaşırdım. Bana sorsalar kabul edeceklerini düşünmezdim. Ama bu da onların fikri. Sonuna kadar da destekliyorum kendilerini.

Röportaj : Burak Soyer - Fotoğraflar: Mustafa Seven / Akşam Gazetesi 2007

Hobi Değil Yaşam Tarzı

Kaykay sporunun gelişmekte olduğu ülkemizde bu işi layikiyla yapan ve 7 senedir kaykayla uğraşan RedBull Skateshot Türkiye birincisi Can Uzer ile kaykay sporunun Türkiye'deki konumu, olanakları ve geleceği hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumalar...



Merhabalar Can. Seni tanımayanlara kendinden bahseder misin?
İsmim Reha Can Uzer. 23 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi maden mühendisliği öğrencisiyim. Jart Skateboards ve Venture Trucks Türkiye distribütörüyüm.

Kaykay (Skateboarding) sporuna ne zaman ve nasıl başladın, anlatır mısın biraz?2000 yaz sonu Beşiktaş Barbaros meydanında bir arkadaşımdan öylesine satın aldığım bir kaykayla başladım, çok ufakken de kayardım ama sadece kırtasiyeden aldığım kaykayla dolanırdım ama annem düştüm diye yasaklamıştı.
Peki, kaykay senin için ne anlam ifade ediyor? Sadece bir hobi mi, yoksa bir nevi yaşam tarzı mı? Yaşam tarzı haline geldi, meşgul olduğum iş bile kaykayla alakalı, bütün arkadaşlarım kaykaycı, okul veya işimle ilgilenmediğim her zaman kaykay kayıyorum.

Özellikle kaykaya ilgisi olan herkes tarafından bilinen bir isimsin. Bu konuma nasıl ulaştın, katıldığın yarışmalardan, edindiğin tecrübelerden söz eder misin?
2 arkadaşımla RedBull Skateshot Türkiye birincisi oldum, 2 sene Rock’n Coke festivaline sırf ilgi olsun diye arkadaşım ile miniramp kurdum.


Seni Beşiktaş Barbaros Parkında sıklıkla görmek mümkün. Bunun dışında nerelerde kayıyorsun?

Beşiktaş haricinde  her yerde kayıyoruz, bütün İstanbul bir sürü yer var ama kovulmadan kayabildiğimiz ve mimarisinin kaykaya uygun olmasından dolayı Beşiktaş'ta daha çok zaman geçiriyoruz ve bizi herkes Beşiktaş'taki kaykaycılar olarak biliyor.
Kaymaya başlamadan önce ilk aklına ne gelir; heyecan, düşme korkusu ve benzeri gibi?
Heyecandır sanırım, üstüne basınca birden mutlu olurum zaten, zor bir hareket deniyor isem korktuğum olur ve yapacağım harekete odaklanmaya çalışıp korkumu yenmeye çalışırım.

Türkiye’den yurtdışında yapılan organizasyonlara katılım ne oranda?
 
 
Türkiye’den yurtışındaki organizasyonlara katılım hiç yok çünkü Türk kaykaycıların seviyesi yurtdışına göre düşük, gelişmeleri çok yavaş oluyor. Yurtdışındaki gibi her istedikleri zaman kayabilip gelişme gösterebilicekleri kapalı skateparkları yok. Ayrıca Avrupa’dan vize almak bir öğrenci olarak çok zor, 4 sene önce Avrupa'da birkaç yarışmaya katılmak için Schengen vizesi'ne başvurdum ama sadece Üniversite Öğrencisi olduğum ve bir işim olmadığı için 2 defa red aldım ve konsolosluğa reddedilmek için boşuna 150 euro ödedim. Çok sinir bozucuydu.

Kaykay yaparken herhangi bir sorun ya da terslikle karşılatın mı? Örneğin sokakta rahatsız olan insanlar, şikayet almak gibi?
Çok değişik şeyler yaşadık; en sık başımıza gelen güvenlikler tarafından kovulmaktır zaten, ayrıca laf atanlar oluyor bazen sataştıkları bile oluyor neticede kendinizi savunup kavga etmek zorunda kalıyorsunuz ama bu sanırım bir tek bizim ülkemizde var çünkü kimse  kendi işine bakıp etrafını takdir etmekle yetinmiyor, illa sataşması gerektiğini ya da saçma sapan bir şey söylemesi gerektiğini düşünüyor, yurtdışında bu tam tersi ve herkes önüne bakıp kendi işini yapıyor, birbirleriyle göz teması bile kurmuyorlar. Buna benzer en son olay, Ankara İsmet İnönü heykelinin altında kaykayla önünden geçerken fotograf çekmeye çalışırken başımıza geldi, köşkten polis memurları çıkıp bu kim biliyor musunuz, bu ne saygısızlık, köşkte torunu yaşıyor, görse ne düşünür felan dedi, biz ise neden Ankara’da bulunduğumuzu ve Ankara’yı yansıtan bir fotograf çekmemiz gerektiğini, anıta hiçbir şekilde zarar vermeyeceğimizi, aslında anıtın Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı saygıdeğer İsmet İnönü’nün heykeli olmasının fotoğrafa güzellik katacağını ve çekeceğimiz fotoğraf karesinde kaykaycı bir gencin Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde istediği sporu gerçekleştirdiğini anlatmak istememizdi, peki neden Atatürk anıtı altında fotoğraf çekmediniz derseniz ; altında kaykay için uygun bir zemini olan bir anıtla karşılaşmamış olmamızdı. Polis memurları hiçbir şekilde  bizi anlamadı ve biz de fotoğrafı çekemeden oradan uzaklaştık.


Kaykay esnasında başına kötü bir olay geldi mi ya da bir kaza atlatın mı?
Yüksek bir yerden düşüp omzumu çatlattım ve liflerimi kopardım, elim kırıldı, ayak bileklerimi defalarca burktum, şu an sol elim kırık ve amaliyat olmayı bekliyorum.  Red Bull Local Hero Tour kapsamında ülkemizde düzenlenen yarışmalarda, 2006 Red Bull Skate Shot Türkiye birincisi ünvanıyla sen de jüride yer alıyorsun. Şu ana kadar yaşananları, yarışmayı ve içinde bulunduğun havayı anlatır mısın?
Evet ben yarışmada juriydim. Bursa, İzmir, Antalya, Ankara ve İstanbul'da Local Hero'ları bulmak için dolaşıp yarışmalar düzenledik, amacımız rekabet yaratıp kaykaycılara değişik bir deneyim yaşatmaktı. Diğer juri üyeleri Cenk Topgül,Boaz Aquino ve Mack Mckelton'dı.

Elbette kaykayla ilgilenmek için belli bir maddi olanak gereklidir. Peki bu miktar tahminen ne kadardır, bilgi verir misin ?

Evet maddi bir durum gerekli yani orta halli bir aile çoçuğu olmak lazım sanırım ama snowboard 10 katı daha pahalı bir spormesela. 200-250 ytl'ye iyi, kaliteli bir kaykay alabilirsiniz.

Bu noktada sıkıntı çeken kaykaycıların yükünü azaltmak adına ne gibi projeler içerisindesin ?

Üniversite öğrencisi ve kaykaycı olmam dışında JART skateboards ve VENTURE trucks'ın Türkiye düstribütörüyüm, bu işe giriş nedenim Türkiye'deki kaykaycıların maddi sıkıntısını biraz olsun azaltmaktı, kendim de orta sınıf bir aileden geliyorum ve sponsorum yokken bende aynı maddi sıkıntıları yaşadım, ithal bir mal olan kaykayın pahalı olması normal bir şey zaten ama kar amacı gütmeden çalışarak piyasadaki fiyatları düşürerek az da olsa katkıda bulunabilmişimdir umarım.
 

Sponsorluğunu üstlenen markalardan ve bunların sana kazandırdığı artılardan bahseder misin ?

Sponsorlarım Belçika'dan District Skateboards, Türkiye'den Emerica ayakkabı ve giyimi, Independent Truck ve Ricta tekerleri.Tek kazandırdığı "aman kaykayım ya kırılırsa ya da ayakkabım eskirse ne yaparım" diye düşünmekten kurtarması.Bu sayede  bunları düşünmeden her hareketi daha rahat deneyebiliyorum.

Gerek yurt içi gerek yurt dışında yakalamayı istediğin hedeflefler nelerdir ?

Benim bir hedefim yok, kaykay kaymak hedeflerle olan bir şey değil, benim için eğlenerek vakit geçirmek, çünkü eğlenerek kaydıkça gelişiyosunuz.Ben ülkemizdeki yeni kaykaycı kitlesinin sayısının artmasını ve iyi yeteneklerin çıkmasını istiorum, diğer ülkelerdeki gibi bir kaykay kültürümüzün olmasını istiyorum.

Hiphoplife ziyaretçileri arasında kaykay yapan genç arkadaşlara ve bu spora başlamak isteyen kişilere ne gibi tavsiyelerde bulunursun ?

Sizden iyi kayan ya da eski olan kaykaycılardan çekinmeyin, kaykaycılar birbirine yardım eder, hareketi nasıl yaptığını sorun  ve diğer insanları izleyin, herkes yardımcı olacaktır. En önemlisi bir şeyi yapmak için kendinizi kasmayın çünkü eğlendiğiniz sürece gelişirsiniz.

Online: www.skateblogturkey.com
 
 

İrtica Sinyalleri Var

Milliyet Gazetesi'nin tartışılan reklam filminin şarkısını yapan Ceza ile irtica, darbe ve rap’i konuştuk. Darbelere karşı olduğunu söyleyen Ceza, Türkiye’de irtica sinyali olarak görülebilecek uygulamaların var olduğunu savundu.



Ceza için "sistemi eleştiriyor fakat  o da bu sistemin içinde ve bu çarkın içinde  iş yapıyor deniyor"  bu eleştiriler için ne diyeceksiniz?
Kimse bana sistemden bahsetmesin. Çünkü kola içiyorlar, yabancı marka cep telefonu kullanıyorlar; sonra kalkmış sistemden bahsediyorlar. Yani çok çarpıklık var. İnsanlar aslında neye karşı olduklarını bile bilmiyorlar. Herkes kapitalizm'in bir parçası.

Tamam herkes kapitalizmin bir parçası ama yine de muhalif  bir şarkıcı olarak Ceza’nın reklamlarda oynamasını yadırgayanlar var…Ben müzik yapıyorum ve müziğin içinde görsellik de var. Tabii ki müziğinizi farklı alanlarda da kullanıyorsunuz. Reklamı ise  para için yaparsınız.  .Benim de sevdiğim bir sanatçı  reklamlarda oynayınca, yadırgadığım olmuştu zamanında; ama zor bir anınıza denk geliyorsa mecbur kalıyorsunuz. Ben 2004 senesinde annemi kanserden kaybettim. Babam devlet memuruydu  ve sıfırı tüketmeye başlamıştık. O zamanlar ben işçiydim ve babamın 6 ilacı bir milyara geliyordu. O dönem bu nedenle reklamda oynamak zorunda kaldım. 
ÇALMADIM ÜRETTİM Parayı hırsızlık, insan dolandırmak gasp ve çalmak yerine reklamda oynayarak  kazandım. Sonuçta insanlar buna pozitif bakmalı ve saygı göstermeli. Aynı durum onların başlarına gelse, “ben bunu yapmam” diyemezler. Bundan da çok eminim. Kimse boşu boşuna konuşmasın, kimin ne olduğunu biliyorum ben.

Milliyet’in reklamındaki görüntü seçimine bir etkiniz oldu mu?
Hayır... Onlar bana konuyu verdiler. Bende herkesin bildiği gerçekleri,  basit bir şekilde söze döktüm. Görüntüler eklenerek, klip haline getirildi.

İRTİCA SİNYALLERİ

Peki siz bu görüntülerden memnun kaldınız mı?


Tabi ki...Sonuçta benim anlatmak istediğim şeyler yer aldı orada. Farklı yorumlar da alıyorum bu reklamla ilgili; ama sonuçta benim anlattığım şeyleri, benim karşı geldiğim olayları  barındırıyor bu reklam filmi... Bunun yanı sıra ben, sayısız reklam filmi teklifi alıyorum ama açıkçası hep gelen tekliflerin sosyal içerikli olmasına dikkat ederek onları seçiyorum.
Reklam filmi 28 Şubat darbesi öncesi medyada sıkça gündeme gelen konuları işliyor. Fadime Şahin olayı, Aczimendiler gibi... Demokrasiye askeri müdahaleleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tek bir cümle: Kesinlikle olmaması gerekir.

Türkiye'de irticai bir tehlike görüyor musun?
 
 
Yıllardan beri aynı tehlikeden söz ediliyor ama henüz böyle bir şey olmadı. Yine de bu tip kadrolaşmalar görülmüyor değil. İçinde bulunduğum için sanat alanından örnekler vereyim: Özel tiyatroların başına gelenlere bakın! Sanatçıların ödediği vergiler ve konserlere getirilen zorluklar, sokaklara afiş yapıştırılmaması gibi şeyler… Bu tip uygulamalar geriletiyor bizi…  Bunlar da irtica sinyalleri olarak görülebilir…


Basın Türkiye'de en güvenilmeyen kurumlar arasında görülüyor. Ceza'nın medyaya bakışı nedir?
Açıkçası ben, tüm dünya basınına inanmıyorum. Oysa insanlar hayattı basının penceresinden bakıp, görüyorlar  ve biliyorlar. Gazetelerin ve televizyonların yayınladığı herşeye evet deniliyor. Medya insanları yönlendiriyor. Oysa birbirine alternatif basın kuruluşlarına baktığınız zaman; en basiti Irak'da El Cezire diye bir televizyon var ve BBC'nin anlattığı şeyler tam tersini anlatıyor. Birinin ak dediğine, öbürü kara diyor. Peki insanlar hangisini doğru kabul edecek?

TÜRKİYE RAP’İ ANLADI

Son olarak rap'e dönelim... Ceza son zamanlarda Türkçe rap'i nasıl buluyor?
Çok iyi buluyorum... Biliyorsunuz, ben ilk başlayanlardandım. O dönemlerde stüdyo olanakları kısıtlı idi. Tüm ihtiyaçlarımızı kendi cebimizden karşılıyorduk. İnsanlar rap’e karşı ön yargılıydı. Küpe takıyoruz, bol pantolon giyiyoruz diye  ters davranışlarla karşılaşıyorduk.  Şimdi bunlar yok. Rap çok ciddi boyutlara ulaştı. Mesela ben Avrupa da 100'e yakın konser verdim ve bu da rap'in ilerlediğini gösterir.  SADECE TÜRKÇE DİNLEYENLER DİNLEMEMELİ BENİM MÜZİĞİMİ!

Beni dinleyenlerin yüzde ellisi yabancı ve bu da Türkçe rap'in ne kadar ilerlediğinin bir göstergesidir.

Türkiye’de rap Türkçe mi yapılmalıdır?
Bence hayır, böyle bir zorunluluk olmamalı. Ben, çok sözlük kullanırım ve dilimize giren bir çok yabancı kelimeyi orada görüyorum. Ayrıca internet, bilgisayar terimleri de hayatımıza girdi. Dilin evrensel bir yanı bu. Elbette dilimize sahip çıkmamız lazım. Mesela günlük hayatta Türkçe olan ama kullanmadığımız bir çok kelime var. Türkçe kelime dağarcığımızın yeterli olmadığını düşünüyorum.

Röportaj : HaberTurk / Didem ÜSTÜNER